KARŞILAŞACAĞINIZ EN GÜÇLÜ KALDIRAÇ: KRUGER SENDROMU
13 Ocak 2017
Hayal Kur, Harekete Geç
31 Ocak 2017
Tümünü gör

Referandum yolunda ekonomi politikaları

 

 

Capture

İnsanoğlunun rasyonel davrandığına kesin olarak katılıyorum da, rasyonaliteyi tanımlayamıyorum. Trump’ın devir teslim konuşmasını seyrediyorum, ağzından köpükler saçarak “radikal İslam’ın kökünü kazıyacağına” dair yemin-i billah ediyor. Ama nedense Ankara ve güzel milletimin Trump aşkı bitmiyor. Kardeşim, acaba Trump’ın gözünde radikal İslam sırf IŞİD’den mi ibarettir yoksa  bölgede hala “siyasi İslam projesi” uygulayıp Evrim’i müfredattan çıkartan değerli hükümetimizi de kapsar mı? Bu bölgede HAMAS ve Müslüman Kardeşler’e destek veren kimdir? Trump’ı düşünürken lütfen ünlü Amerikan filozofu Mike Hammer’ın şu veciz sözlerini unutmayın: “Ben hepsini gebertirim, günahsız olanları İsa ayıklasın”.

Trump’dan dem vurarak söze girdim, çünkü gerek TL’nin performansında, gerekse referandum yolunda izlenecek ekonomik ve sosyal politikalarda bu şahsın çok önemli bir rolü olacak.

Biliyorum hepiniz bugün TCM PPK’yı yazmamı istersiniz, ama öyle bir kurum yok. Para politikası kararı hükümet ve Saray nezdinde alınır ve tek amacı da referandumu kazanmaktır. Referandum nasıl kazanılır sorusuna cevap vermek ise fevkalade netameli bir iştir, bu yüzden de Salı günü TCMB’nin ne yapacağını kimse önceden kestiremez. Yine de size yardımcı olacağım. Ama önce her zaman yaptığım gibi AKP’ye yakın duran basın tarafından 7/24 pompalanan zehirli propaganda ile zombileşen beyinleri açmak için meseleyi biraz daha geniş bir perspektife oturtalım.

Bana göre AKP HERHALDE referandumu kazanır. Her ne kadar en taze anket olan Kadir Has Üniversitesi çalışması “HAYIR” oylarını önde gösteriyorsa da, AKP’nin olağanüstü bir finansal ve medya erişim avantajı var. Ama “EVET” çantada keklik değil. Ekonomik durgunluğun devamı, MHP’li seçmenin küsmesi veya Kürt seçmenin sokaklarda sergilemekten korktuğu kızgınlığı sandığa taşıması AKP’yi hiç beklemediği bir hezimetle tanıştırır.

Üstelik referandumu kaybetmenin rövanşı da yoktur. Tüm icraatı için icazeti halktan alan ve Hans’a,Corc’a nanik yapan bu kıymetli parti meşruiyet ve varoluş problemi yaşar.

Peki referandum sonucu nasıl garanti edilir? Çok basit. Önce, tespit edilebilen tüm seçmen kesitlerine ulufe dağıtılır. Krediler yenilenir, büyükannelere maaş bağlanır, kötü siciller Tursillenir, vs. Sonra para ve maliye politikası benim donlastiğim gibi gevşetilerek ekonomi durgunluktan çıkartılmaya çalışılır. Fakat, bu tedbirlerin yetersiz olacağını artık hükümet de kabul etmektedir. Çünkü bu noktada devreye Trump girer.

Trump’ın ne yapacağını kimse bilemez. Ama vergi indirimi ve altyapı harcamalarında Kongre ile uzlaşması, ya da Çin’le dalaşıp bir ticaret savaşına yol açması senaryolarında, ya dolar-ABD faizleri arşa tırmanıp bizim finansal sistemi tahrip eder, ya da Gelişmekte Olan Piyasalardan hızla para kaçar, bizim finansal piyasaları tahrip eder. Kaybet-kaybet senaryosu yani. Hele bir de herif bizim nasihatlarımızı dinlemeyip PYD-YPG’ye ağır silah filan vermeye kalkarsa, terör azarsa, ne kadar ekonomik teşvik verseniz bu gemi yelken açamaz.

O zaman ne yapacaksınız? Her zaman, her yerde, her hükümetin başvurduğu sosyal akıl karıştırma yöntemlerini devreye sokacaksınız. Liberaller ve dinsiz CHP’liler size oy vermez. HDP’liler hepten hapiste. Korkunuz sizin taban ve MHP’li seçmenin sandıktan uzak durması, ya da siz protesto etmesi (Bakınız: Haziran 2015 genel seçimleri). O zaman daha fazla İslamcılık, daha fazla milliyetçilik, daha fazla Suriye’de macera, daha fazla Batı düşmanlığı ile saf sıklaştırma reçetesi. Eyvallah, aşk ve seçimlerde kural yoktur.

Şimdi artık para politikası toplantısı ve sonrasında TL’de oluşacak havayı tartışmaya hazırız. Yukarıda yazdığım 488 kelimeden aklınızda kalması gereken?  Para politikası detaydır, enflasyon yoktur, maksat referandumu kazanmaktır. İşte burda çok can sıkıcı bir ikilemle karşılaşıyor değerli hükümetimiz.

Buna 40-katır-satır diyalektiği adını veriyorum ben. Ekonomiyi canlandırmak için düşük faiz şart. İlle velakin, faizleri artırmazsan, sıcak parayı bırak, bizim yerli mudi bile sistemden döviz kaçıracak, TL’de zortlanma yaşayacağız. Ne yapalım?

En makulu gecelik borçlanma faizini %11’e  çıkartmak, diğer faizlere ise dokunmamaktır. Ama, TCMB’nin hiçbir şey yapmaması da ihtimal dahilindedir. Geçen hafta açılan swap pazarı (depo pazarı) gibi tedbirler kurun ateşini biraz düşürdü. Bu suni rehavete kanan hükümetimiz TCMB’ye “dur, karışma” telkini de verebilir. Tek bildiğim şudur. TCMB enflasyon ve kurda yangının önünü alacak kadar sert ve net bir duruş sergilemeyecek, kurda yangınla başetme görevi bir kez daha “likidite yönetimi araçlarının” üstüne kalacaktır.

Belki utangaç bir sıkılaştırma adımı dahi birkaç haftalığına TL’nin ateşini düşürebilir, ama ötesi karanlık. Bir kez, eğer TCMB enflasyon ve kur istikrarı hususunda net bir duruş sergilemezse, Fitch ister istemez not indirmek zorunda kalabilir. Bazı aklı evveller “Fitch’in not indirimi piyasa tarafından iskonto edildi” buyururlar. Ya, piyasa umurumda mı be? Ben kreditörler Fitch’den sonra Türk banka ve şirketlerine kredi verecek mi, onun derdindeyim. Bence maliyetler artar ve bu yükü sırtlayamayan şirketler zorunlu itfaya gider, yani Türkiye’den döviz çıkışı sürer.

Bitmedi! Enflasyonda artış sürecek. Belki Ocak’da baz etkisiyle biraz düşer TÜFE, ama artık ondan da emin değilim. Kurdan geçişkenlik çok yüksek olacak. İşin kötüsü, şu TL mevduat faiz oranlarına bakın: Mudiye adeta “TL’de durmayın, döviz alın” diyor.

Enflasyon yükseldikçe, TL üstünde baskılar artacak.

Ve gelelim referandum politikalarına. Bunlar iç talebi körükleyerek  hem enflasyonu, hem de cari açığı azdırarak TL’nin değerini düşürecek. En kötüsü ise hükümetin referandum yolunda koyu bir Batı karşıtlığından vazgeçmesi çok zor. Bu söylemde perde yükseldikçe, yabancı elini-ayağını çekecek, yerli“neme lazım” diye bankalarda döviz mevduat açmakta çekingen davranacak. Ve fasit daire sürecek.

Eğer AKP referandumu kazanırsa, belki artık rahatlar ve gerek ekonomi, gerekse siyasette daha pragmatik ve merkeziyetçi politikalar izler. Eminim, partinin içinde halihazırdaki yolda daha fazla ilerlemenin ekonomi ve toplumun dokusuna ağır tahribat verdiğini görenler çoğunluktadır. Ama sandıktan ZAFER çıkıncaya kadar, ekonomi ve piyasalarda HEZİMET türküleri çağrılırsa hiç şaşırmam.

FÖŞ

Facebook sayfalarımı ziyaret edin

https://www.facebook.com/ayesilada

Twitter: @AtillaYesilada1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir