
Ekim ayının sonlarıyla Kasım ayının başlarında sıcak hava dalgasının etkisiyle sıcaklıkların mevsim normallerinin üstünde olduğu güneşli günlere pastırma yazı deniyor. Gündüzleri sıcak ve güneşli olsa da geceleri ayaz olabiliyor. Pastırma yazı bazı yıllar iki hafta kadar sürebiliyor. Eskilerin bu dönemde, ayazlı havada kuruttukları et çok lezzetli olurmuş. Bu döneme ‘pastırma ayazı’ derlemiş. Pastırma ayazı zaman içinde dönüp dolaşıp ‘pastırma yazı’ olmuş. Arkasından kış geldiği için sonbahar ile kış arasına sıkışan, yazı hatırlatan, bu kısa süreli dönem çok değerlidir.
Küresel krizle birlikte Fed ve İngiltere Merkez Bankasıyla başlayan sonra Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası’na yayılan niceliksel genişleme dünyada likidite bolluğu yarattı. Bu bolluk, bu paraların bir bölümünün yüksek getiri vaat eden Çin ve Hindistan gibi ülkelere doğrudan sermaye yatırımı şeklinde gitmesine, bir bölümünün de yüksek faiz veren gelişme yolundaki ülkelere portföy yatırımı olarak (kredi, tahvil alımı, hisse alımı vb) akmasına yol açtı. Son 4 – 5 yılda yaşanan bu sermaye akışı bu ülkelerde varlık değerlerinin yükselmesinin nedeni oldu. Bu ülkelerde başta gayrimenkuller olmak üzere varlık fiyatları yükseldi.
2016 yılının son çeyreğinde görünüm değişmeye başladı. ABD ekonomisindeki toparlanma ve Fed’in faizleri artırmaya başlamasına ek olarak Trump’ın söz verdiği genişlemeci maliye politikasını yürürlüğe koyacağı beklentisi bir yandan Doları güçlendirirken bir yandan da ABD Hazinesinin tahvil faizlerinde yükseliş yarattı. Bu dönem yaklaşık olarak 2 – 3 ay sürdü. Bu gelişmeler, gelişmiş ülkelerdeki yatırım fonlarının yavaş yavaş bu ülkelerden çıkarak geldikleri yerlere dönmelerine neden oldu. Ardından Trump’ın verdiği sözleri yerine getirmekte zorlanacağı anlaşıldı hatta iktidarda kalıp kalamayacağı da tartışma konusu haline geldi. Derken işler iyice karıştı. Trump, soruşturmalara konu olma aşamasına kadar gelince Dolar da hızla değer kaybetti.
Aşağıdaki grafik Dolar Endeksinde (DXY) yılbaşından bu yana yaşanan değişimi gösteriyor.

Arada bir yükselişler yaşanmış olsa da eğilimin aşağıya doğru olduğu hem grafik çizgisinden hem de eğilim çizgisinden açıkça görülebiliyor.
Sermaye hareketlerinin serbestliği küresel sermayeye çok hızlı karar alıp, çok hızlı yatırım yapma imkânı sağlıyor. Bazen birkaç günlük hatta birkaç saatlik hareketle büyük getiriler elde etmek mümkün olabiliyor.
Fed’in son faiz artırımı kararı ve bilanço küçültmeyle ilgili başlangıcı olmasa da gidişatı belli olan programına göre yatırımcılar, önlerinde çok uzun olmayan bir para kazanma zamanı olduğunu gördüler ve gelişme yolundaki ülkelere geri geldiler. Bunun nedenlerini sıralayalım: (1) Fed’in bilanço küçültmeye başlamasına kadar dünyada likidite bolluğu sürecek. (2) Gelişmekte olan ülkelerde reel faizler son derecede yüksek (reel faiz hesabı nominal faizle parayı yatıran kurumun kendi ülkesindeki enflasyonun farkı olarak alınmalı.) (3) Gelişmekte olan ekonomilere yabancı para girdikçe o ülkenin parası değerleniyor ve dolayısıyla yatırımcı hem yüksek reel faizden hem de yerel paranın değer kazanmasından kazançlı çıkıyor (çifte kazanç.)
Bunu bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki bir ABD’li büyük bir yatırım fonu Türkiye’ye 16 Mayıs 2017’de 100 milyon Dolar getirip TL’ye çeviriyor ve yüzde 12 net faizle bankaya yatırdıktan bir ay sonra 16 Haziran 2017’de faiziyle birlikte parasını çekip Dolara çeviriyor ve gidiyor. Bu durumda neler olacağını aşağıdaki tablodan izleyebiliriz:
| 16.05.2017 | 16.06.2017 | |
| USD | 100.000.000 | |
| 1 USD = | 3,55 | 3,52 |
| TL | 355.000.000 | |
| Faiz (net) | 0,12 | 0,010666667 |
| TL Faiz | 3.786.667 | |
| USD Faiz | 1.075.758 | |
| USD Anapara + Faiz | 101.075.758 | |
| ABD’de Enflasyon | 0,015 | 0,015 |
| Reel Getiri (USD) | 1.075.758 |
16 Mayıs’ta 100 milyon Doları getiren yatırım fonu bunu aynı gün 1 USD = 3,55 TL kuruyla TL’ye çevirip bankaya 32 günlüğüne yıllık yüzde 12 net faizle yatırıyor. Yüzde 12 yıllık net faizin günlüğü (0,12 / 360=) 0,00033, 32 günlüğü de 0,01066 eder. Buna göre söz konusu yatırım fonu bu paraya 32 günde 3.786.667 TL faiz alır. Bu faizi ve anaparayı aldığı gün (16.06.2017’de geçerli 1 USD = 3,52 TL kurla) Dolara döndüğünde eline toplam 101.075.758 Dolar geçer. Yani 32 günde getirdiği 100 milyon Doları 101 milyon 75 bin 758 Dolara yükseltmiş olur. ABD’ye döndüğünde 1 ay içinde orada enflasyon değişmediğinden 1 milyon 75 bin 758 Doların tamamı kazanç olur.
Yabancı yatırımcıların baktığı bir şey daha var: O da CDS primi, yani risklerin durumu. Şu aralar dış finansman yağmuru devam ettiği için riskler de düşüyor. Mesela Türkiye’nin CDS pirimi yılbaşında 273 idi, şimdi 188. Para geldiği sürece orada da sorun yok.
Risk primi ilginç bir ölçü: Yabancı para gelince düşüyor ve o düşünce yabancı para daha çok geliyor. Ama yabancı para gitmeye başlayınca yükseliyor ve o yükselince yabancı para daha hızlı gidiyor.
İşte bunun için bizim gibi ülkelere bu aralar fon yağıyor ve bu sonbahara kadar sürecek gibi görünüyor. Sonbahara kadar sürecek olması o tarihlerde (muhtemelen Ekim gibi) Fed’in bilanço küçültme amaçlı olarak tahvilleri verip paraları almaya başlayacak olmasına ilişkin tahminlerden kaynaklanıyor. Aylık 10 milyar Dolarlık miktarlarla başlayacak olan bu küçülme operasyonu, başlangıçta çok sert etkiler yaratmasa da aylık miktarlar arttıkça bizim gibi dış kaynak bağımlısı ekonomiler için havanın giderek soğuyacağı günler başlayacak. O nedenle bu döneme pastırma yazı diyorum. Bu dönemi değerlendirip de geleceğe ilişkin sağlam adımlar atmaya başlayan gelişme yolundaki ekonomiler bu sıkıntılı dönemi daha rahat geçirecek. Pastırma yazını gerçek yaz sananlar ise sıkıntıya düşecek.
Mahfi Eğilmez
Kaynak ;http://www.mahfiegilmez.com/2017/06/pastrma-yaz.html