Neye Evet, Neye Hayır?
14 Nisan 2017
Şimdi Reklamlar
20 Nisan 2017
Tümünü gör

CHRIS DE BURGH – AT THE END OF A PERFECT DAY

 

Ah! Aşk deyince aklıma gelen tek adam Chris oluyor. Elbet bir çok şarkıcı var milyonları etkilemiş bestelere imza atan ama benim adamım her zaman Chris de Burgh olmuştur. İrlandalı sanatçının müzik geçmişi pek uzun yıllar öncesine dayanıyor. İlk albüm ‘Far beyond these castle walls’ 1974 yılında yayınlanmış. Yani Chris’in profesyonel müzik kariyeri benimle yaşıt. Aradan geçen kırk iki seneye tam yirmi beş albüm sığdırmış bu adam. Ne aşk, ne sev-daymış arkadaş. İyi ki de öyle olmuş. Yıllarca dinledim şarkılarını. Ezberledim, gitarımla çaldım. Plaklarını, CD’lerini, kasetlerini, videolarını, kısaca yayınladıklarından elime geçen her ürünü koleksiyonuma dahil ettim. Sefam olsun!
Bu yazımızın konusu, 1977 tarihli üçüncü albüm olan ‘At the end of a perfect day’. Kapak resminden de anlayacağımız üzere, kusursuz bir günün sonu, elinde bir kadeh şarap ile banyo küvetinde olmalıymış. Dersimizi aldık. Tek anlayamadığım, seramikle kaplı olan duvarda neden Chris’in fotoğrafının asılı olduğu. Burada grafik sanatçı muhtemelen kapakta Chris’i de vurgulamak istemiş ama mesaj biraz absürt olmuş. O zamanlar öyleymiş demek ki. Albümün açılış şarkısı ‘Broken Wings’ bu albümden daha önce dinlediğim bir konser kaydında mevcuttu. Çok beğenmiştim ve pencereden dışarıyı izleyip hayaller kurarak dinlerdim bu şarkıyı. Bir taraftan da önümdeki kağıda kırılmış ve üzerinden kanlar akan kanat desenleri çizerdim. Bu ne be kız gibi! Herkesin hayatında böyle anlamsız duyusal dönemler oluyor sanırım. Boşuna dememiş yazar Oscar Wilde, ‘Gençlik gençlerin elinde harcanıyor.’ diye. ‘A rainy day in Paris’ şarkısı ise hayatımda dinlediğim en hüzünlü şarkılardan birisi sanırım. İkinci dünya savaşında sevgilisini geride bırakıp orduya katılan bir gencin ağzından yazılmış ve orta bölümünde kısa bir Fransızca diyalog da söz konusu olan şarkıyı her dinleyişimde biraz daha aşkın karanlık ve derin çukurlarında kaybolduğumu hissediyordum. Ne biçim bir ruh haliyle yazıyor insanlar bu şarkıları anlamıyorum ki? Müthiş bir motivasyon. ‘In a country churchyard’ şarkısında da kilisede evlenen bir çiftin törenine katılıyoruz. Bırak aşkın parlasın nakaratı eşliğinde kendimizi saf aşkın kollarına bırakıyoruz. Adam tümden aşka adamış kendini. Bir de bir sürü para kazanıp zengin olmuş. Hiç işi bilmiyoruz vallahi. Ne iş yapıyorsan ciddiyetle ve istikrar içerisinde eğilmek lazım olaya. Aşk, aşk, aşk diye diye bizi bitirdi ama kendini de zengin etti adam. Şaka bir yana gerçekten hem büyük saygım var, hem de müziğini gerçekten çok beğeniyorum bu adamın. Son bir kaç albümü için plak sürüm yayınlamadı ve sosyal medya hesabında bir sitem yorumu yazdım. Chris de dahil kimse ciddiye almadı tabi. Hatta İngiliz bir teyze yorumumun altına ‘Başka bir isteğiniz?’ diye yorum yazarak benimle inceden dalga geçti. Galiba Chris de Burgh müziğini dinleye dinleye, şarkıları yazandan daha duygusal oldum. Belki de yaşlanıyorum artık.
Bu albümün plağı hala bulunabiliyor ama o kadar da çok bulunamıyor. Yıl olmuş 2017. 30 senelik plak. Neyse ki internet var da dünyanın her yerinde bir şeyler satın alabiliyoruz. Yine de güvenmemek lazım. Dijital çöküş olur, dünya savaşı bilmem ne çıkar. Nasıl dinleyeceğiz Chris’in aşk şarkılarını umursamazca, bir taraftan bombalar yağarken cehennem ateşleri gibi kentlerin üzerine.
Cem Akyürek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir