Türkiye niye reform yapamaz?
2 Mayıs 2017
Ekonomide Karşılaştırma Hataları: Apple Ekonomisi Türkiye Ekonomisinden Büyük mü?
18 Mayıs 2017
Tümünü gör

Çin’den korkun, çok korkun

 

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, krizlerin bile doğru dürüst tadını çıkartamaz olduk birader. Hanife’nin Umre’den gönderdiği acı dolu mektubun kalbimde açtığı derin yaralar kapanmadan CHP’nin kendi kıçını tekmelemekte gösterdiği fevkalade akrobatik beceriyi seyretmeye daldım. Hani AKP hep Üst Akıl’dan korkuyor ya, CHP’de bir Alt Akıl var, maazallah, dış düşmana hiç ihtiyacı yok. Daha o kavgada silahlar çekilmeden, Trump PKK, pardon, YPG’yi silahlandırmaya karar verdi. Daha doğrusu, çoktan silahlandırıyordu da, resmen ilan etmeye karar verdi. Hem de Erdoğan ziyaretinden birkaç gün önce. Döver misin, yatsıya mı bırakırsın? Hanginiz bu herif Hillary’den daha iyi gelecek bize demişti? Çıksın bakiyim ortaya? Bir de FBI müsteşarını kovdu lavuk, seçim kampanyası esnasında Rusya’dan destek aldığı ortaya çıkmasın diye, tam bir Watergate vallahi.

O kadar çok yazacak şey var ki, tam bir yazar felci yaşıyorum. Beynimde alkol ve keyif verici madde bağımlılığına kahramanca direnen bir avuç veteran nöron her birlikte fayrap yaptığı için dost ateşiyle vurulup elimi-kolumu istemsizce oynatıyorlar. Ama sonunda amigdala devreye girerek bana en büyük korkumu yazmamı emretti: Çin.

Hmmmm…. Acaba Çin’in çöküşü ile ilgili bir makaleyi hala BJK’nın 94cü dakikada yediği golün etkisinden kurtulamayan sevgili vatandaşıma nasıl okuturum? Şunları bir deneyelim bakalım:

  • Çin çökerse, finansal sistemde panik yaşanır, bizim piyasalar da iflah olmaz.
  • Çin çökerse emtia fiyatları da göçer, Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ, Piyasalar = GOP) istop edebilir.
  • Çin şu kredi genişlemesi mevzuunda bizden 2 adım önde gidiyor, okuyun ders alın, 2019’da biz de Çin’in bugünkü konumunda olacağız.

Nedir Çin’in sorunu? Kredi bağımlısı oldu ekonomi. Beijing’in ucuz sanayi üretiminden katma değer ve yüksek teknolojiye yönelik, çevreye saygılı ve tüketiciyi öne çıkartan kalkınma modeline geçişte kaydettiği aşamaları yadsımıyorum. Ama bu tür bir reform çok zorlu, süreç on milyonlarca işçinin işsiz kalması, binlerce fabrikanın kapanması ve trilyonlarca dolar kredinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Bu geçiş sürecinin yaratacağı toplumsal rahatsızlığı üstlenmek istemiyor Beijing mandarinleri. Daha doğrusu zamana yayarak, yüksek büyüme ortamında gerçekleştirerek hastayı fazla üzmeden bitirmek istiyor.

Ama küresel şartlar bir türlü fırsat vermedi. Büyüme her yavaşladığında da Beijing piyasalara bol kredi pompalayarak soruna geçici çözüm üretti. Öyleki, 2019 yılında Çin’in toplam borç/GSYIH stoku %300’u aşacak. Çin’de öyle kayda değer bir sermaye piyasası yok, bankacılık sisteminin büyüklüğü AB’yi aştı, ama Çin ekonomisi AB’nin en fazla dörtte biri kadar.

Krediye karşı değilim, eğer yatırım ve eğitime dönüştürülse, sonuçta kaliteli üretim ve ihracat “çıktısı” üretirse, kredi harkulade bir icadıdır kapitalist sistemin. Heyhat, Çin’de böyle olmadı. Zaten hiçbir ülkede böyle olmadı. 2009’dan bu yana bir yuan başına üretilen reel çıktı düştükçe düştü. Bizde de böyle oluyor şimdi. Kredi Garanti Fonu paracıkları buharlaşıyor.

Peki nereye gidiyor bu krediler? Birincisi “zombi” yani serbest pazar ekonomisinde yaşaması imkansız KİT’leri ayakta tutarak küçük, özel ve dahi evrilmiş rakiplerini boğuyor. İkincisi 4 trilyon dolarlık bir gölge bankacılık sistemi oluştu. Bankalar ve yerel idareler fazla krediyi bu sektöre aktarıyor, onlar da konut, borsa, bono-tahvil pazarı, hatta emtia türevleri gibi spekülatif alanlara aktarıyor.

Çin’i takip edenler Şangay Borsası’nın çöküşünü hatırlar. Sonra da yun büyük sarsıntı atlattı. Sonra dünya ilgisini kaybetse de, Çin’de spekülatif balonlar bitmedi. Önce konut pazarı şişti de şişti. Beijing peşinatları artırıp ikinci konutlara vergi salınca, serseri para bono-tahvil pazarına kaydı, bir ara valla inanmacaksınız, sarımsakta bile spekülasyon vardı. Orda koptum.

Beijing önce sermaye çıkışlarını iyice zorlaştırarak yuan’ı stabilize etti, sonra dünya ticareti canlanarak ekonomiye biraz nefes aldırdı ve global fonlar yine Çin yolunu tuttu. Aynen bizim sorunlarımızı unutup, carry trade getirisi yüksek diye harıl harıl repo yaptıkları gibi.

Ama, Beijing bizim Ankara gibi hayal dünyasında değil. Sonbaharda Çin Ulusal Kongresi’nde Politbüro’ya kendi adamlarını seçtirme gailesinde olan Başkan Xi Jinping çok büyük bir politik risk alarak kredi furyasına “dur” demeye karar verdi, çünkü o geleceği çok net okuyor.

Ne görüyor Jinping de biz görmüyoruz? Fed’in faiz artırımları ve doların değer kazanıp ABD DİBS getirilerini yükselteceğini görüyor. Gelecek sene AMB’nın tahvil alımlarını sonlandıracağını görüyor. Dolar ve Euro kıtlığı başlayınca Çin ve Türkiye gibi çok borçlu ekonomilerin ebelerinin Hanife gibi gözyaşı dökeceğini görüyor.

Ne yaptığını da size grafiklerle anlatayım: Kısa vadeli faizler yükseliyor:

Çin’in kredi büyüme ivmesi çok sert şekilde fren atıyor:

Yine aynı grafikte göreceğiniz gibi, hemen akabinde aktivite anketleri olan PMI’lar da gerilemeye başlıyor.

Dostlar, bu süreç kalıcı. Evet, Çin ekonomisi çok yavaşlarsa, ya da yuan hızlı değer kaybına girişirse, Beijing yine müdahale eder ve ekonomiyi rahatlatacak tedbirler alır. Bir kriz öngörmüyorum. Ama %6.5 büyüme hedefi terkedildi bile. Yeni hedef de yok. Artık birincil hedef finansal istikrarın sağlanması. Yani serseri parayı piyasadan çekmek ve gölge bankacılığı zapt-ı rapt altına almak. Bu hedef büyümeyi nereye indirgerse, indirgesin. Zaten bu manzarayı okuyan emtia türevleri kurtları da vahşi bir şekilde şortluyorlar metallar ve petrolü.

Ama daha GOP yatırımcıları uyanmadı. Çin’in yavaşlamasının nasıl GOÜ’de büyümeyi tökezleteceğini, Çin’de krediden kesilen firmaların nasıl F/X borçlarını ödemekte zorlanacağını hesap edemiyorlar. GOÜ’de büyüme yavaşlarsa, GOÜ F/X’in dolara karşı değer kaybedeceğini göremiyorlar. 1993’ten bu yana en düşük seviyesine gerileyen VIX’in aniden patlayarak tüm carry trade’leri ölü eşşeğe çevireceğini düşünmüyorlar.

Ben düşünüyorum. Türkiye’ye yansımalarını da düşünüyorum. Düşük emtia fiyatları bizim için iyi. Carry traderlerin bozulması bizim için felaket.

Size İngilizce olarak TCMB’nin net F/X rezervlerini vereyim: Zaten yerli döviz topluyor, bir de yabancı para çıkarsa, TL dımdızlak ortada kalır:

Küresel kredi pazarında risk algısı yükselirse, bizim şirketlerin borçlanma maliyetleri göğüslenemeyecek kadar artabilir.

Tüm bunlar bizim Ankara kredileri iyice pompalayarak büyümeyi %5-6’ya çekme hayaline iyice dalmışken gerçekleşebilir. Çin’den korkun, çok korkun kardeşlerim.

Atilla Yeşilada
Kaynak ;

http://www.paraanaliz.com/2017/yazarlar/cinden-korkun-cok-korkun-10913/

1 Comment

  1. Alper KUL dedi ki:

    Süper bir yazı… Çin’den korkun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir