Şimdi Reklamlar
20 Nisan 2017
Kalabalıkların Gücü
27 Nisan 2017
Tümünü gör

Endüstri 4.0 geldi, Türkiye nerede kaldı?

Endüstri 4.0 geldi, Türkiye nerede kaldı?

Ekonomi bir taraftan hız, verimlilik ve kazanç bekliyor peki iş gücünün Endüstri 4.0 ile imtihanı nasıl olacak? Genç nesilleri ekonomik hayatta hangi sınavlar bekliyor, bu çerçevede eğitim sisteminde ne gibi dönüşümlere ihtiyaç var?
Endüstri 4.0 geldi, Türkiye nerede kaldı?

Endüstri 4.0 ile ekonomi hız, verimlilik ve kazanç beklerken, iş gücünün bu dönüşüm ile imtihanı nasıl olacak? Genç nesilleri ekonomik hayatta hangi sınavlar bekliyor, bu çerçevede eğitim sisteminde ne gibi dönüşümlere ihtiyaç var?

Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm… Son dönemde isimlerini en sık duyduğumuz ancak belki de gerçekten ne anlama geldiğini ya da sonuçlarının ekonomik ve sosyal alanda nasıl dönüşümler yaratacağını çok da iyi bilmediğimiz olgular.

Kısaca bakıldığında, toplumların ekonomik üretim modelleri tarihinde son durak yani “dördüncü sanayi devrimi”, Endüstri 4.0 olarak adlandırılıyor ve bu kavram genellikle üretimde verimliliğin yükseltilmesine yönelik hedef ve beklentilerin tamamı ile ilişkilendiriliyor. Diğer bir deyişle, “dijital dönüşüm” ve Endüstri 4.0 ile beraber ulaşılacak yeni seviyede insanların, nesnelerin ve sistemlerin birbiriyle bağlantısı yaygın ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmiş olacak. Gelecekte rekabet gücünü arttırmak isteyen şirketler üretim organizasyonlarında akıllı robotlar ve yapay zeka teknolojilerine başvuruyor olacaklar.

Alibaba CEO’su Jack Ma Pazartesi günü yaptığı açıklamada internet çağı ve gelişen teknolojiyle birlikte ekonominin çeşitli alanlarında meydana gelecek “devrimler” nedeniyle toplumun önümüzdeki 30 yıllık dönemde “acı çekeceğini” dile getirdi. Milyarder Jack Ma, hükümetleri eğitim sisteminde reform yapmaya çağırdı ve insanların makinalarla nasıl çalışması gerektiğini anlattı. Teknolojiyle birlikte ortaya çıkabilecek işgücü değişimlerine de vurgu yapan Ma, sahibi olduğu Alibaba’nın e-ticaretin yanında bulut bilgi işlem ve yapay zeka alanlarında da faaliyetlerini genişleteceğini söyledi.

Jack Ma, internet ve e-ticaretin geleneksel iş modellerine etkileri konusunda yüzlerce konuşma yapmış ve internetle ilintili olmayan iş modellerinin gelecekte zorluklarla karşılacağını belirtmişti.

2014 Ekiminde ise Elon Musk yapay zekanın tehlikeleri konusunda küresel bir tartışma başlatmıştı.  Musk, eğer insandan daha akıllı makinalar üretirsek insanlığın çöküşe geçebileceği konusunda uyarılarda bulunmuş ve yapay zekanın varlığımıza en büyük tehdit olduğunu söylemişti. Yapay zeka konusunda alarm zillerini çalmanın bir etki yapmadığını gören Musk, yapay zekanın insanlık üzerine olumlu etkilere sahip olacak şekilde geliştirilmesine karar verdi. SpaceX ve Tesla’nın CEO’su olan Musk şimdi de Neuralink adında bir “start up” ile insan beynini bilgisayarlarla birleştiren cihazlar geliştirecek.

ENDÜSTRİ 4.0 A LA TURCA

Peki Türkiye’de Endüstri 4.0 dönüşümü için neler yapılıyor, ekonomi bu sürece nasıl hazırlanıyor, iş gücü nasıl geliştiriliyor?

Bilgi teknolojileri danışmanı Füsun Nebil öncelikle Endüstri 4.0 kavramının ne olduğuyla ilgili bilinmezliğe yanıt veriyor. “Endüstri 4.0 bir çok kişi tarafından önceki yıllarda başlayan otomasyonun tamamlanması yani kısaca robotlar diye düşünülüyor ama bu tam doğru tanımlıyor diyemeyiz. Endüstri 4.0 bir mentalite değişimi olarak yorumlanmalı. Yani herhangi bir fabrikaya robotları koymuş olmamız, endüstri 4.0 olmuyor. “

“Bugün geriye bakarak endüstri 3.0 olarak adlandırdığımız dönem, gerçek zamanlı üretim ve sıfır stok ile tanımlanıyordu. Ama burada çok önemli bir eksik vardı. O da büyük veri ve analitik entegrasyon idi. Endüstri 4.0’ı esas tanımlayan kavramlar bunlar. Başka deyişle, Endüstri 4.0’ı gerçekleştirecek olan, gelecek olan siparişleri/satışları hesaplayacak olan büyük veri ve analitik. Otomasyon, gerçek zamanlı üretim, sıfır stok ancak o zaman anlamlı oluyor.”

Bilişim danışmanı Atıf Ünaldı bu değişim sürecinin temelinde üretimi gelişmiş ülkelere çekmek ve maliyetleri düşürmek olduğunu belirtiyor. “Öncelikle Endüstri 4.0 kavramını çok iyi anlamak gerekiyor. Bu kavram neden var ve nasıl çalışıyor?  Endüstri 4.0 aslında ilk etapta gelişmiş ülkelerin üretimi kendi ülkelerine çekebilmek için kullanabilecekleri bir yöntem mantığı ile doğdu. Gelişmiş ekonomiler, üretimlerinin büyük kısmı yakın döneme kadar başka yerlerde gerçekleştirirken artık geliri ve vergiyi kendi ülkelerine kaydırmak istiyorlar. Dolayısıyla bunun için bir formül arayışına girildi. Bu bir Alman buluşu ve aslında bu bilmediğimiz ve tahmin edemeyeceğimiz bir gelişme değildi. Bu yeni devrimle beraber, robotların kullanılmasının asıl amacı üretimi gelişmiş ülkelere çekmek ve üretimin maliyetini düşürmek. Öte yandan, insana dayalı problemleri ortadan kaldırılması ve “yüzde yüz iyi üretim” de hedefleniyor. Bu gelişmelerin, üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesinde büyük faydası olacak.”

“ROBOTLAR İŞİMİZİ ELİMİZDEN ALIYOR” SÖYLEMİ NE KADAR DOĞRU?

Atıf Ünaldı, robotlara angarya işlerin yükleneceğini ve insanların kendine daha fazla zaman yaratabileceğini söylüyor. “İş gücündeki dönüşüme bakıldığı zaman aslında korkulanın aksine robotlar işlerimizi elimizden almayacak, biz uğraştığımız angarya işleri robotlara devrediyor ve daha verimli iş kollarına yöneliyor olacağız. Bu dönüşüm ve geçiş bizim kendimize ayıracağımız zamanı da arttırıyor olacak. Çalışma süreleri açısından da değişiklikler olacak yani Endüstri 4.0 ile kaçınılmaz bir “işsiz kalma” durumu ortaya çıkmayabilir. Öte yandan şahsi fikrim olarak, bu dönüşüm neticesinde savaşlar ve çatışmalar daha artar mı düşüncesinden de uzak duramıyorum, bu noktada bir tehdit görülüyor. Ancak o tehdit insanoğlunun etik değerlere bağlanma isteği ile bertaraf edilebilir.”

Ancak Ünaldı’ya göre standart iş kollarının otomasyona dayalı gelişmeye başlamasıyla birlikte birçok kişi işsiz kalabilir. “Bu dönüşümle beraber, istihdamın aktarılması gereken nokta daha çok yeni yaratıcı iş alanları olacak.  Genel kanı olan yapay zekânın her şeye çare olacağı düşüncesi aslında tam anlamıyla varsayımdır ve çok da mümkün görünmüyor. Yapay zekâ ön göremeyeceğiniz geleceği yaratamaz, bunu insanoğlunun kendisi yaratır. İnsanların yaratıcı ama öngörülemeyen gelecekle ilgili sonuçlar çıkarabilir ve yönlendirilebilir. Bu durumda aslında en parlak alanın “sanat” olabileceğini ön görüyorum. İnsan oğlunun yaratacağı sanatı bir bilgisayar ya da yapay zeka yaratamaz. Ama öte yandan standart iş kollarının ve otomasyona dayalı iş alanlarının çok etkileneceği açık. Bu çerçevede, yaratıcı iş kollarının oluşturulması istihdam politikaları için önemli hal alacaktır.”

“Sürücüsüz araçların geliştirilmesiyle, karada çalışan araçlar bir süre sonra yok olabilir dolayısıyla önümüzdeki ilk beş on yılda sürücüler işsiz kalabilir. Perakende sektöründe ise kasiyerler işsiz kalabilir. Finans tarafında işlemler çok hızlanacağı için brokerlar bu işten ciddi zararlar görebilir.  Öğretmen ve doktorların da bu gelişmelerden etkilenecekleri tahmin edilebiliyor ama bu mesleklerin insancıl yönleri çok daha ağır basıyor. “Hastayı tedavi eden” bir doktorun doğrudan MR’a teşhis koyan bir doktora göre durumu farklı olacak. Öte yandan, standart eğitim vermeyen öğretmenlerin de şansı büyük. Özellikle eğitim alanında, interaktif eğitim ve insana dokunabimek bu noktada çok önemli bir avantaj.”

GELECEK NESİLLER BU SÜRECE NASIL HAZIRLANMALI?

Füsun Nebil Endüstri 4.0 sürecinde analitik temelli eğitime vurgu yapıyor. “Sadece Endüstri 4.0 için değil, hayatı anlamak için “analitik” yani “matematik” ve “doğal bilimler” temelli bir eğitim gerekiyor. Bugünkü “a-b-c-d şıklarını işaretle” eğitimi ile buna varamayız. En kısa zamanda matematiği sevdiren bir eğitim tarzına geçmemiz lazım. O zaman süreçleri tanımlamak için ya da donanımı yapmak için gereken beceriler kazanılmış olur.”

Atıf Ünaldı ise eğitim reformunu zamana yayarak eğitim içeriğinin ve veriliş şeklinin değişmesi görüşünde. “Gelecek nesillerin bu sürece nasıl hazırlanması gerektiği konusuna kısa, orta, uzun vadeli planlarla bakmak gerekli. Uzun vadede, yaratıcı zekânın öne çıkarılabileceği iş kolları ortaya çıkarılmalı ve diğer iş kolları da buraya yöneltilmeli. Sistematik eğitimden ise uzaklaşmak daha yaratıcı ve insanlara ilişkin noktaların doğru ilerliyoruz. Öte yandan eğitimin içeriğinin yanı sıra, yapılış şeklinin de dönüşmesi gerekiyor. Sabah 9 akşam 5 mantığından uzaklaşmak lazım. Saatlik ve dönemsel eğitimden ziyade, ihtiyaca odaklanmak daha mantıklı görünüyor. Aslında “coaching” dediğimiz koçluk sisteminde bu mantık var. Eğitim saat bazında belirlenmiyor ihtiyaç bazında belirleniyor, bu bakış açısı eski dönemlerden aşina olduğumuz usta-çırak bakış açısına yakın.”

PwC Türkiye Bilgi Güvenliği ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Burak Sadıç, Endüstri 4.0’ın sadece kurumsal hayatı değil tüm toplumu ve hatta dünya dengelerini değiştirecek bir kavram olduğunu belirtiyor. “Bu kavrama sadece ileri teknolojiler ve otomasyonun üretime olan etkileri olarak bakmamak gerekiyor. Konuya kısa vadeli olarak bakmaktansa önümüzdeki on, belki de yirmi seneye yayılacak planlar yapmak daha doğru olacak. Bu bağlamda günümüz yetişkinleri çalışma hayatlarının son dönemlerini ya da emekliliklerini planlarken asıl önemli olan da bir sonraki neslin eğitimi.”

Ezberden uzak ve yaratıcı nesil yetiştirmeye dayalı eğitimin önemine değinen Sadıç “Sıradan işlemlere dayalı ve yaratıcılık gerektirmeyen tüm işler giderek artan bir hızla robotlara devredilecek. Bu da mümkün oldukça ezberden uzak ve yaratıcı yeni nesiller yetiştirilmesinin gerekliliğine işaret ediyor” dedi. “Üretim ve yaratıcılık dendiğinde de yazılım geliştirme ve programlama temel eğitimin bir parçası haline gelmeli.  Ve tabii ki yüksek hızlı Internet artık bir lüks değil zorunluluk haline geldi ve ülke altyapı yatırımları da buna imkan sağlayacak şekilde planlanmalı.”

Endüstri 4.0 uzun bir süreç ve bu süreçte yapılacak en büyük yatırım gelecek nesilleri bu değişime hazırlayacak altyapıyı oluşturmak olacak. Yaratıcılık ve yenilik üzerine kurulu, nesnelerin interneti çağında makina-makina, makina-insan etkileşiminin artacağı dönemde Türkiye olarak bu dönüşüme nasıl ayak uyduracağımız konusunda gereken adımların atılması ve en önemlisi de gelecek nesillere yatırım yapılması gerek.

Kaynak ; http://www.paraanaliz.com/2017/ekonomi/endustri-4-0-geldi-turkiye-nerede-kaldi-10278/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir