
Nisan ayı, kitap ayı…
Neden mi?
Dün katıldığım basın toplantının konusunu oluşturan “kitap” bu yazının da konusunu oluşturdu.
Çünkü rakamlar ne yazık ki çok üzücü.
Ülkemizde çevrenizde gördüğünüz her 100 kişiden sadece 4’ünün kitap okuduğunu biliyor muydunuz?
Ya da yıllık kitap okuma alışkanlığımızın ülkece 2’den az olduğunu?
80 milyon nüfuslu bir ülkede her birey sadece iki kitap okuyor 365 günlük zaman diliminde… Dünya
ortalaması da çok iç açıcı olmasa da yine de arada uçurum var, dünyada yılda ortalama 16 kitap
okunuyor. Yani ayda bir kitaptan fazla.
Yılda iki kitaptan fazlasını okuyorsanız ülke ortalamasına ne kadar büyük katkı sağladığınızı bir kez daha düşünün.
Kitap satışı yapan herhangi bir yerden ülkemizin kitap okuma alışkanlıklarına ulaşabiliyorsunuz;
kadınların daha çok kitap okuduğu, özellikle macera kitaplarını tercih ettikleri, genele bakıldığında en
çok aşk kitaplarının tercih edildiği, onları siyasi, düşünce ve kişisel gelişim kitaplarının izlediği,
kitapların elektronik ürünlere göre Kayseri, Malatya, Diyarbakır, Eskişehir gibi illerde daha çok sattığı
vs… gibi. Bunlar her kitapçıya göre değişen veriler belki ama üstte saydığım iki madde ülkenin genel verileri.
Pek çoğumuzun yakından takip ettiği kitap, kırtasiye, elektronik, hobi-oyuncak ve müzik-film satışı
yapan bir mağazanın kitap okumaya teşvik amacıyla 9 Nisan’ı Türkiye’de Kitap Hediye Etme Günü ilan ettiğini kaç
kişi biliyor?
23 Nisan gününü içine alan haftanın Dünya Kitap Haftası olduğunu biliyor muyuz ya da?
Kitabın yerini tutup tutmadığı herkese göre değişse de son 10 yılda hayatımıza giren e-kitap
kavramının yasal olarak yapılan ilk satışının 15 Nisan 2010’da Van’da gerçekleştiğini bilen çıkar mı,
peki?
Bazı belediyelerin şehirlerin belirli bölgelerinde kitap kumbarasını bulundurduğunu, okuduğunuz
kitapları orada bulunan başka kitaplarla değiştirerek, insanları kitap okumaya teşvik edebileceğimizi umarım
bilenlerin sayısı az değildir.
TV ve dizi izleme oranları bakımından ilk sıraları kimseye kaptırmadığımızı düşünürsek, dizilerde 5-6
saniye yer bir bulan bir kitabın ertesi günden itibaren satışlarının ciddi oranda artmasına da sanırım
şaşırmamak gerek. Hal böyleyken insanlar üzerinde bu kadar rol model olan kişiler, yapımlar ve
dizilerin neden bu işe el atmadığını düşünmeden edemiyor insan.
İnsanların kitap okuma alışkanlığı değişir mi, teşvikler işe yarar mı bilmiyorum ama kişisel olarak
yapabileceğim en güzel şey sanırım daha fazla insana daha fazla kitap hediye etmek olacak bundan sonra.
Yazının başlığını “Herkes daha çok kitap okusun!” dememim sebebi, dün yaptığımız toplantıda
aldığımız ortak bir karardı. Eğer burada konuşulanları bir yere yazabilme ve başlık atabilme şansımız
olacaksa başlığımız bir olsun, herkes daha çok okusun dedik.
Bir damla mürekkebin bir milyon kişiyi düşündürebildiğini (Lord Byron) unutmayalım, bizim de
katkımız olsun. Kitap ayımız kutlu olsun!
Merve Şahin