

“Her şeyden önce iyi ve kaliteli “profesyonel” olmamız gerekiyor.”
12 Kasım Cumartesi günü Büyük Kulüp Genç Kariyer Komitesinin düzenleyeceği “Gerçek Profesyonellikten Gerçek Liderliğe” semineri öncesi Strateji ve Kariyer Danışmanı Sayın Alper Kul, Genç Kariyer Komitesi Başkanı Ömür Erdoğan’ın sorularını yanıtladı.
Alper Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Tabii, Bursa doğumluyum, aslen baba tarafından Selanik göçmeniyiz. Anne tarafım ise Kafkas kökenlidir. 1992 yılında İtalyan Lisesi’nden mezun oldum. 1998 yılında ise Koç Üniversitesi’nin ilk mezunu olarak hayata atıldım. Yaklaşık 2000 yılından beri dış ticaret alanında çalışıyorum. 2007 yılından beri de Türkiye’nin dört bir tarafında seminerler veriyorum, konuşmalar yapıyorum. 2014 yılında “Arkana Bakma! O Tarafa Gitmiyorsun” adlı kitabım yayınlandı. O tarihten beri de onlarca TV programına çıktım. Sizi Türkiye’nin ve Türk gençliğinin gelişimi için her saniye çalışan “Değişim Ajanı” veya “Bay Kariyer” olarak adlandırıyorlar. Bu isimler nereden geliyor? Bu ismin hikayesini kitabımın başında anlatıyorum. “Bay Kariyer” ismi bir teklif olarak ortaya çıktı. 2010 yılında Kıbrıs’ta yaptığım konuşma sonrasında uçak seyahati esnasında, “Bay İfade”nin bana takılması sonrasında ortaya çıktı. Bana “Bay Business” denmesinin doğru olacağını söyledi. Ben ise bunun Türkçe olması gerektiğini düşündüm. Ve o tarihten sonra seminerlerimi “Bay Kariyer” olarak verdim.
Türkiye’nin dört bir yanında gelişim seminerleri düzenliyor, insanlara kariyer hedefleri doğrultusunda farklı pencereler açıyorsunuz. Sizce “gerçek profesyoneller” ve “gerçek liderler” olmak için neler gerekli?
Her şeyden önce iyi ve kaliteli “profesyonel” olmamız gerekiyor. Bizim esas atladığımız husus bu. Biz daha “profesyonel” olamadan, “profesyonelliği” anlamadan, liderlik yapabileceğimizi zannediyoruz. Elbette liderliğin doğuştan gelen özellikleri vardır. Bu faktörler kritiktir. Ancak bu liderlik kalitesi ve sürdürülebilirliği, eğitim, gelişim ve “profesyonel” olmak ile paraleldir. “Profesyonel” olmadan liderlik iddiasında bulunmamak lazım. “Kaliteli ve Keyif Veren Bir iş Bulmak Dünyanın En Zor İşidir” sloganı ile piyasada dikkat çeken kitabınız “Arkana Bakma O Tarafa Gitmiyorsun” un ortaya çıkış fikri nereden geliyor? 2000’li yılların başına kadar gidiyor aslında. 40 yaşımda kitap yazacağım ve fikirlerimi anlatacağım gibi uzak bir hedefim vardı. Bu 39 yaşında da olabilirdi ya da 41 de; ancak aşağı yukarı bu hedef beni yönlendirdi diyebilirim. Ayrıca 2007 yılında konuşmalar yapmaya başlayınca olay daha netleşti. Notlarım birikti. Olgunlaşması 5-6 seneyi aldı. Bu manada dolu dolu bir kitap ortaya çıktı diyebilirim. Ancak sonuçta bir kaynak-referans kitap olmaktansa, hayatın içinden gelen, “Hayat Kitabı” olmasına çok dikkat ettim. Bu kitabınız kimlere yönelik? Kitabım 7’den 70’e herkese yönelik. Ancak kitabım daha ziyade kariyer felsefesi ve kişisel gelişim bazlı olduğu için elbette daha çok gençlere hitap ediyor. Ama benim yazarken temel amacım sadece kariyer sistemlerine girmek değildi. Makro yorumlar ve genel gidişatı da anlatmaya çalıştım. Bu manada herkese hitap ediyor diyebilirim.
Sizce “Başarıya giden yol” nedir?
Kitabınızdaki “Beş Kanatlı Yel Değirmeni Modeli” ile kişi başarı grafiğini elde edebilir mi? Sadece “5 Kanatlı Yel Değirmeni Modeli” başarı getirmez. Zaten başarı kelimesini iyi anlamak lazım. Neye göre başarı? Kime göre başarı? Zor ve yorucu bir kavramdır başarı. Başarı peşinde koşmaktansa ve yorulmaktansa ben “üretmek” kelimesini tercih ediyorum. “Üretim ve gelişim.” Üretirseniz eninde sonunda gelişirsiniz. Ama gerek entelektüel gerekse 5 Kanatlı Yel Değirmeni Modelinin diğer kanatlarını yerine getirseniz bile, eninde sonunda bir üretim yok ise gerilemek ve duygusal alanda da sıkışmak kaçınılmaz olacaktır. Seminerlerinizde “Kariyer Trenine Binebilmek” başlığı altında bazı sektörleri mercek altına aldığınızı biliyorum. Bu kapsamda gençlere sektör seçimlerinde ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Gençlerin her şeyden çok uyanık olmaları gerekiyor! Zira bu dönem çok farklı bir dönem ve hayatın çok hızlı aktığı bir dönem. Bu dönemi yıllar önce daha 1970’li yıllarda Alvin Toffler “1. Dalga” adlı kitabında bizlere anlatmıştı. Bu manada bu tür zamanlarda kaliteli okuma yapmak önemli oluyor. Bu size girişimci olarak da bir profesyonel adayı olarak da geliştirebilir. Bundan 10 yıl sonra size hangi trene ve o trenin de hangi vagonuna bindiğinizi soracaklar! Ya da aslında sormalarına bile gerek kalmayacak. Zaten kendiniz doğru ya da yanlış istasyonda olduğunuzu hissedeceksiniz! Büyük Kulüp’te BK Genç Kariyer Komitesi tarafından 12 Kasım Cumartesi günü gerçekleştireceğiniz “Gerçek Profesyonellikten Gerçek Liderliğe” adlı seminerinizden biraz bahseder misiniz? Bu seminer az önce bahsettiğim konuların ve başlıkların bir sunum eşliğinde katılımcılara anlatılması şeklinde olacak.
Gerçek profesyonelliğin tanımını yapacağım ve 3 temel doğrusundan bahsedeceğim.
Bu zaten “lider” adaylarının ilk temel doğruları olacak. Lider olmak istiyorsanız üçte üç yapmanın öneminden bahsedeceğim. “Herkes lider olabilir mi!?” Bunun cevabı hayatın ta kendisinde. Ama şu kesin; herkes profesyonel olabilir. Alper Bey sizin bir de müzisyen kimliğiniz olduğunu öğrendim. Müzik sevginiz nereden geliyor? Ne tür müzikler dinlersiniz? Biraz bahseder misiniz? Kendimi hiçbir zaman müzisyen olarak adlandırmadım. Ya da müzik adamıyım bile demedim. Kendimi bir “ozan” gibi görüyorum. Ben müzik ozanıyım. Bağlama yerine piyano kullanıyorum. Ama müziğim Doğu ambiyansına sahip olmaktansa daha ziyade Batı tınıları içeren bir müzik. Müzikte -bilhassa piyano bazlı müzikte- önemli bir evrensellik var. Jazz bile olsa piyanoyu sevenler genelde her türünü dinlemeyi severler. Ben de öyleyim. Klasik müzik dinlemeyi tercih ediyorum ama gündelik hayatımda sık sık elektronik ve yeni sound’ların yer aldığı müzikleri de dinliyorum. Hatta son yıllarda klasik müzikten ziyade vaktimi elektronik ve trans müzik gibi yeni akımları incelemeye de veriyorum denebilir. Son olarak hayat felsefeniz nedir? Hayat felsefem çok basit: Üretim ve gelişmek… Her türlü sömürünün karşısındayım. Doğru ve düzgün üretim her şeyin başıdır. Refah getirir ve geliştirir. Bunu yaşamaya ve anlatmaya çalışıyorum. Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Ben teşekkür ederim…